Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

1 sayfadaki 3 sayfası 1, 2, 3  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 14, 2011 2:20 pm

1970 lerden bu yana Monach kurbanlarının çoğu dövme yaptırmaz bunun yerine kelebek iğneleri, tokaları...vs. belirtici işaretler kullanırlar (tıpkı TII deki kelebekler gibi tıpkı Michael albüm kapağında MJ nin omuzuna kondurulan kelebek gibi)
konuyla ilgili açıklama [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] adresinde Müzik Endüstrisi Deşifre Oldu-11.Bölüm videosunda kısmen var (bu serinin ilk 9 bölümünü izlemişsinizdir daha önce forumdan linkleri verilmişti)
monach zihin kontrolü ile ilgili daha kapsamlı araştırmalar yapalım istiyorum bana yardımcı olursanız sevinirim

nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 14, 2011 5:53 pm

AMAÇ BEYİN KONTROLÜ


ABD, denek olarak kullandığı insanlara LSD dahil birçok kimyasal
verdi

Amaç beyin kontrolü
Sovyetler'in geliştirdiği düşünülen biyolojik silahları ve beyin
yıkama yöntemlerini örnek alan ABD, 1947 yılında CIA'nın
kurulmasıyla bir dizi zihin kontrol projesinin ilkini başlattı.
ABD'ye getirilen Nazi doktorlar da bu projelerde yer alacaktı.
Manhattan Projesi adı altında atom bombasını geliştiren hükümet
gizli projeler konusunda büyük tecrübe kazanmıştı. Zihin kontrol
deneylerinde insanların kullanıldığı bu programların kod
adları, ''CHATTER, BLUEBIRD, ARTICHOKE, MKULTRA, MKSEARCH ve
MKDELTA'' idi.

Neredeyse tüm ülkeyi sarmış olmasına karşın yıllarca büyük
gizlilikle sürdürülen bu deneylerde olan bitenden habersiz
insanların, küçük çocukların, akıl hastalarının, tutukluların
kullanıldığı belirlendi. Deneyler sırasında ölümlerin meydana
geldiği; birçok deneğin dengesini kaybettiği ve bazılarının intihara
kalkıştıkları bugün artık kesin olarak biliniyor. CHATTER
(gevezelik) Projesi, Sovyetler'in casusları, esirleri itiraf
ettirmek için kullandıkları ilaçların 'başarısına' karşılık olarak
geliştirilmişti. Araştırma, casusların sorguları sırasında
kullanılabilecek ilaçların belirlenmesi ve denenmesi üzerine
odaklanmıştı. CHATTER Projesi, 1953 yılında resmen sonlandırıldı.
Çalışmalarını insan davranışlarını kontrol yönünde genişletmek
isteyen CIA, teşkilatın başı Allen Dulles 'ın onayıyla 1950 yılında
BLUEBIRD (bir tür muhabbet kuşu) Projesi'ne başladı. Bu programın
hedefleri şöyle sıralanıyordu: 1) Personelden izinsiz bilgi
sızdırılmasını önleyecek bir yöntem geliştirmek, 2) Özel sorgulama
teknikleri yoluyla bireyin kontrol edilmesinin mümkün olup
olmadığının araştırılması, 3) Hafıza geliştirme yöntemlerinin
araştırılması, 4) CIA personelinin düşman kontrolüne geçmesini
önlemek için savunma teknikleri geliştirmek. BLUEBIRD Projesi'nin
kod adı, 1951 Ağustos'unda ARTICHOKE (enginar) Projesi olarak
değiştirildi. Bu projenin hedefi de hipnoz ve çeşitli kimyasalların
kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerinin araştırılmasıydı. Bu
program da 1956'da noktalandı. Ancak ARTICHOKE Projesi'nin
durdurulmasından 3 yıl önce, yani 13 Nisan 1953'te CIA Başkan
Yardımcısı Richard Helms 'in önerileri doğrultusunda MKULTRA Projesi
başlatıldı. MK harflerinin Mind Kontrolle (zihin kontrolü, kontrolle
kelimesi İngilizce 'control' ün Almanca karşılığı) kelimelerinin
kısaltması olduğu tahmin ediliyor. MKULTRA Projesi kapsamında insan
davranışlarını kontrol etmek amacıyla kullanılan yöntemler arasında
radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmak üzere çeşitli
kimyasallar, askeri araç gereçler, işkence aletleri, psikoloji,
psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler vardı.
MKULTRA'nın yurtdışı için geliştirilenine de MKDELTA adı verilmişti.
MKULTRA şemsiyesi altında tanımlanan 150 kadar projeden en ünlüsü
olan MONARCH Projesi, resmi olarak 1960'ların başlarında Amerikan
ordusu tarafından başlatıldı. (Gayri resmi olarak çok daha önceden
başladığı biliniyor.) MONARCH Projesi halen ulusal güvenlik
nedenlerinden ötürü 'çok gizli' olarak sınıflandırılmış durumda. Bu
korkunç deneylerin gerçekleştirildiği yerler arasında 44 üniversite,
15 bilim vakfı, 12 hastane, 3 hapishane ve ilaç şirketleri
bulunuyordu. Araştırmalarda dünyaca ünlü psikiyatrlar, psikologlar
ve beyin cerrahları yer alıyordu. Zihin kontrol çalışmalarında CIA
ile işbirliği yapanlar arasında Amerikan Psikoloji Derneği, Amerikan
Psikiyatri Deneği'nin eski başkanları, Biyolojik Psikiyatri
Topluluğu ve ödüllü psikiyatrlar vardı. ABD'de zihin kontrol
deneyleri sadece CIA tarafından değil ABD Ordu Haber Alma Dairesi ve
Ordu Kimyasal Silahlar Ofisi tarafından da yürütüldü. Askerlere
birer kâğıt imzalatarak kobay olmaları sağlandı. MKULTRA
belgelerinin büyük bölümü yine programı başlatan kişi olan CIA
Başkanı Richard Helms'in emriyle 1972'de yok edildiği için insanlar
üzerinde zihin kontrol deneylerinin gerçek boyutu belki de asla
bilinemeyecek.

Tüyler ürperten ifadeler

Biyolojik saldırı korkusuyla yaşayan ABD'de hastalalıklara karşı her
türlü önlemi alınıyor. ABD'nin işgal ettiği ülkelerde ise
çocuklardahil birçok kişi kullanılan silahlardan dolayı çaresiz
durumda kalıyor.

MKULTRA Projesi'nin ilk olarak 1975 yılında başkanlığa bağlı
Rockefeller Komisyonu tarafından gün ışığına çıkartılmasının
ardından Senato'nun sağlıktan sorumlu alt komitesi, CIA'nın insanlar
üzerinde yaptığı deneylerle ilgili tüyler ürperten ifadeler dinledi.
Günümüze kalan belgeler ve tarihçiler, bilim adamları ve gazeteciler
tarafından yapılan araştırmalar, CIA'nın MKULTRA kapsamında
özellikle radyasyon ve LSD'nin kullanıldığı deneylere ağırlık
verdiğini gösteriyor. Bu deneyler, CIA personeline, askerlere,
casuslara, fahişelere, akıl hastalarına ve sıradan insanlara
tepkilerini ölçmek için, çoğu durumda deneğin haberi olmadan LSD
verilmesini içeriyordu. Bu tür deneylerde eroin, meskalin,
skopolamin, marihuana, alkol ve sodyum pentatol gibi maddeler de
kullanıldı. MKULTRA Projesi'nde görevli biyolojik silah uzmanı Dr.
Frank Olson , 28 Kasım 1953 tarihinde, kendisinden habersiz içkisine
karıştırılan LSD'nin etkisi altındayken Manhattan'da bir otelin 13.
katından atladı. Ailesi Dr. Olson'un gerçek ölüm nedenini 22 yıl
sonra MKULTRA ile ilgili bilgiler ilk ortaya çıkmaya başladığında
öğrendi. Harold Blauer adında bir profesyonel tenis oyuncusunun da
gizli bir meskalin deneyi sırasında öldüğü sonradan ortaya çıktı.
ABD Donanması'ndan emekli Wayne Ritchie , 1957'de katıldığı bir Noel
partisinde kendisine gizlice LSD vermekle suçladığı CIA aleyhine
geçen yıl 12 milyon dolarlık bir tazminat davası açtı.

Biyolojik silah çalışmaları sürüyor

Başkan George W. Bush , kitle imha silahları üreterek uluslararası
sözleşmeleri ihlal etmekle suçladığı Irak'a harekât emri verdiği
sıralarda ABD'nin, İngiliz ordusunun da yardımıyla yeni nesil
biyolojik ve kimyasal silahlar geliştirme çalışmalarını sürdürdüğü
iddia ediliyor. Bundan üç yıl önce İngiliz The Guardian gazetesine
demeç veren ABD'li mikrobiyoloji profesörü Mark Wheelis ile İngiliz
uluslararası savunma profesörü Malcolm Dando , ABD'nin biyolojik
misket bombaları, antraks ve kalabalık insan gruplarının söz konusu
olduğu durumlarda kullanılacak öldürücü olmayan silahlar üzerinde
çalıştığını iddia etmişlerdi.

CIA'NIN ABD DIŞINDAKİ PROJELERİ

Yurtdışında 'üçüncü şans'
CIA projeleri arasında yurtdışında da gerçekleştirilenler vardı.
Özellikle yurtdışı için tasarlanan MKDELTA programı Avrupa ve Asya
ayağı olarak ayrılmış ve bunlara Üçüncü Şans ve Derbi Şapkası
projeleri adı verilmişti. Ancak bu konuda belgeye ulaşılamamıştır.
Senato'da yapılan oturumlarda da bu projeler hakkında bilgi sahibi
olan tanığa rastlanmadı. Ancak Kanada'da MKULTRA kapsamında çok
çeşitli deneyler yürütüldüğünü kanıtlayan belgeler bulunuyor.
Bunlardan en iyi bilineni Dr. Ewen Cameron tarafından 1950-1965
yılları arasında Montreal'deki Allen Memorial Enstitüsü'ndeki
hastalara elektroşok ve deneysel ilaçlar verilmesini kapsayan
deneylerdir. 1992 yılında bu deneyler ortaya çıktığında Dr. Cameron
da hastalarının çoğu da ölmüştü.

ABD'Lİ PSİKİYATRİST ROSS'UN ARAŞTIRMASI:

'Mançuryalı Aday' gerçekti
Kişilik bölünmesi konusunda uzman olan ABD'li psikiyatr Colin A.
Ross , günümüze kalan belgeler üzerinde yaptığı uzun süreli
araştırmalardan sonra kaleme aldığı ''Bluebird: Psikiyatrlar
Tarafından Kasıtlı Olarak Yaratılan Bölünmüş Kişilik'' adlı
kitabında şöyle yazıyor: ''BLUEBIRD Projesi'nde CIA, kasıtlı olarak
kişilik bölünmesi yarattığı deneklerini gizli operasyonlarda
kullanmaya çalışmıştır. Belgelerin incelenmesi sonucu bu inanılmaz
deneylerde, 11 yaşındaki çocukların beyinlerine elektrodlar
yerleştirildiği, 7-11 yaşları arasındaki çocuklara haftalarca, her
gün, günde 150 mg LSD verildiği ve elektroşok yoluyla deneklerin
hafızalarının silindiği, hayvanların beyinlerine elektrod
yerleştirerek kimyasal ya da biyolojik saldırılarda kullanma
çalışmaları yapıldığı biliniyor. 'Mançuryalı Aday' (orijinali 1962
yılında çekilen ve beyin yıkama yöntemlerini konu alan bir film)
kurgu değil gerçektir ve CIA tarafından 1950'lerde BLUEBIRD ve
ARTICHOKE zihin kontrol programlarında yaratılmıştır.''


nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından MJ-4EVER Bir Ptsi Şub. 14, 2011 6:50 pm

Mükemmel bilgiler çok teşekkürler nunu Smile

MJ-4EVER

Mesaj Sayısı : 2419
Kayıt tarihi : 03/04/10
Yaş : 24
Nerden : Trabzon / Ankara

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından leydis Bir Salı Şub. 15, 2011 11:09 am

Çok teşekkürler bilgiler için bunları bir yerlerden okuyabilmek güzel,çok gizli olmasına rağmen birirleri ulaşabiliyor demek ki,daha önceden bu şekilde net bilgileri okumamış olsam da bu insanların mutlaka bu gibi deneyler yaptığını düşünmüşümdür her zaman,yaptıklarını açık açık paylaşmayacaklarını tahmin etmek zor değil,denek olan insanlar açısından bakarsak çok kötü bir durum. Mad

leydis

Mesaj Sayısı : 1233
Kayıt tarihi : 07/04/10
Nerden : Mars'tan

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı Şub. 15, 2011 11:13 am

en kötüsü de bizim de denek olma ihtimalimiz.bunca yıllık çalışmalarını üzerimizde kullanma ihtimalleri.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından leydis Bir Salı Şub. 15, 2011 11:34 am

Ben uzaydaki uydular sayesinde gönderilen çeşitli dalgalar veya tv lerden gönderilen dalgalarla insanları etkilemeye çalıştıklarını düşünüyorum,bunlar benim düşüncem ama bazen çok da haksız değilim herhalde,bazı ülkelerde gördüğümüz şeyleri başka türlü açıklayamıyorum çünkü,bir ülkede her şey yavaş yavaş elden gidiyorsa,adına özgürlük deyip her taraftan prangalar vurulmaya çalışılıyorsa,suçlular dışarıda,suçsuzlar içeride ise ve neredeyse büyük bir çoğunluğun hiç sesi çıkmıyorsa, ben bunu başka nasıl açıklayabilirim bilemiyorum,İYİ Kİ BÖYLE BİR ÜLKEDE YAŞAMIYORUM. Rolling Eyes

leydis

Mesaj Sayısı : 1233
Kayıt tarihi : 07/04/10
Nerden : Mars'tan

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı Şub. 15, 2011 11:38 am

bir insan 2 yaşında TV. den etkilenmeye,5 yaşında da okula gitmeye başlıyor.belki de insanlığın içindeki insan olma potansiyelini yıkan şeylerden biridir eğitim sistemi.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından leydis Bir Salı Şub. 15, 2011 11:56 am

Eğitim sisteminin problem olduğu kesin zaten de,neyazık ki bunu bile bile çocukları bu sistemin içinde tutuyoruz, ben de isterim bu sisitemin dışında kalmayı aslında tabi ona en azından dünyada dönen dolapları gösterip paylaşarak kendi yolunu çizebilmesini sağlamaya çalışıyorum. What a Face

leydis

Mesaj Sayısı : 1233
Kayıt tarihi : 07/04/10
Nerden : Mars'tan

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından MJ-4EVER Bir Salı Şub. 15, 2011 3:13 pm

V for Vendetta geldi aklıma Smile

MJ-4EVER

Mesaj Sayısı : 2419
Kayıt tarihi : 03/04/10
Yaş : 24
Nerden : Trabzon / Ankara

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Pinokyo Bir Çarş. Şub. 23, 2011 12:41 pm

Bu konuya ne zamandır birşeyler yazmak istiyordum ama doğru kelimeleri bulamıyordum.Bize komplo teorisi gibi,bilim kurgu gibi gelen şeylerin,sembollerin,rakamların,duyguların,müziğin hatta inançlarımızın bile bizi kontrol etmek için kullanıldığını öğrendik,en sevdiğimiz insanlardan birini kaybederek ve yeniden kazanarak.
Bu şehirde,benim hemen hemen hergün önünden geçtiğim şaşalı bir market var.Genellikle çok kalabalık olur.Geçen gün marketin önünden geçerken,o soğukta üzerinde incecik bir hırka,ayakkabı demeye bin şahit isteyen delik deşik çarıklarla,oldukça yaşlıca,nasıl zayıf anlatamam,bir teyze çöpleri karıştırıyordu.Burası New York değil,L.A ya da Londra hatta İstanbul bile değil.Burası geleneklerine,adetlerine,inanaçlarına çok bağlı oldukları söyleyen Anadolu'da küçüçük bir şehir.Belki genç arkadaşlarımıza şimdilerde yabancı olan bir zamanda büyüdük biz.Ben büyürken kimsenin çöp karıştırdığını görmemiştim.Kesinlikle zamanıdır bu cümlenin -bizim zamanımızda- kimse açlıktan ölmezdi bu şehirde,kimse yertsiz yurtsuz kalmazdı.Çünkü komşuluk vardı,dayanışma vardı.Her mahallenin bir fakiri vardı ama insanlar onlara yardım ederdi,çocukların karnı doyrulurdu,bir tas sıcak çorbayı bile esirgemezdi insanlar birbirinden.
Şimdi bize ne oldu.Ne değişti.Dünyanın gıpta ile baktığı Türk aile yapısı,dayanışması,İslamın bayraktarlığı nasıl değişti.Ve en korkuncu biz buna nasıl izin verdik.Hadi bizi bu hale getirmek için çok çaba sarfedildi ama biz buna nasıl izin verdik.Bu kadar mı Allah korkumuz kalmadı.Televizyon hayatımızı bu kadar mı ele geçirdi.Şimdi herkes dizide ki karakterlere çocuklara ağlıyor ya gerçek çocuklar,yaşlılar,engelliler.O teyze orada,o soğukta çöpleri karıştırırken, ben bir tek ses duyuyordum.Marketin kasalarından gelen kredi kartı çekiş sesi.Biz kuşlar kışın aç kalmasın diye yuvalar yapan bir neslin evladı iken bu kadar bencil bir toplum haline nasıl geldik.Ne zaman bu rüyadan uyanacağız.Aynaya bakma zamanı,nerede yanlış yaptık deme zamanı geçti mi?Bilmiyorum gerçekten bilmiyorum.

Pinokyo

Mesaj Sayısı : 3336
Kayıt tarihi : 02/04/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından leydis Bir Çarş. Şub. 23, 2011 1:53 pm

Pinokyocum çok hassassın,yaşadığımız günlerde artık hükmünü kaybetmiş duygulara sahip olmak çok güzel bir özellik,vicdan,merhamet gibi duygular aslında herkese gerekli,bugün genç olan,yarın genç olmayacak,bugün parası olanın belki yarın olmayacak,yarınların ne getireceğini bilemiyoruz bu nedenle toplumlarda imece gerekli birşeydir,işi olana yardım etmek,sıkıntısı olana yardım etmek gibi eskiden ülkemizde olan güzel özellikler ne yazık ki artık yok,1980 yılı ülkemiz için de,dünya için de bir kırılma noktası oldu,bugün artık sebebini bildiğimiz sebeplerle maddiyat öne çıkarıldı,adına ekonomi denen canavar bütün dünya gibi ülkemizi de ele geçirdi,biz buna isteyerek izin verdik bana kalırsa,kimse direnmedi,ya da şöyle söyleyeyim çok az kişi direndi,prensiplerinden ödün vermedi ama büyük bir çoğunluk için onların istediği düzen kabul edildi,bizim gibi düşünenlere de azınlık olarak yaşamak kaldı,birgün yeniden insanca duyguların öne çıktığı,sadece sevginin ve güzel duyguların hakim olduğu bir ortamda yaşamak dileğimle..... I love you

leydis

Mesaj Sayısı : 1233
Kayıt tarihi : 07/04/10
Nerden : Mars'tan

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Çarş. Şub. 23, 2011 2:32 pm

ne diyeceğimi bilemedim pinokyo... Crying or Very sad
ben bu konudaki araşırmalarıma devam ediyorum 1 haftadır izlediğim videoların haddi hesabı yok artık psikolojim bozulmak üzere. ama izlemek derleyip toparlayıp gerçekleri buraya aktarmak zorundayız işte onu çok iyi biliyorum. gerçeklerin bu kadar da farkında değildim üzgünüm bunun olması için hayatta en sevdiğim insanlardan birini kaybetmem gerekiyormuşi MJ öldü demiyorum; ama bu belirsizlik zaman zaman normal bir insan için sıkıntı kaynağıdır, dolayısıyla bazen bu dayanılmaz sıkıntı cuk diye içime oturmuyor değil. insanlar sizi dinlediğinde bir noktadan sonra anlaşıldı bolca hollywood filmi izlemişsin demeye başlıyorlar e onun sıkıntısı da var kaldı ki ben çok az film izlerim Very Happy hani demişsiniz ya bize ne oldu? hayal dünyasından çıkamıyoruz çocukluğumuzdan itibaren başka alemlerde yaşamaya o kadar çok alıştık ki çıkmakta istemiyoruz zaten. yaşadığımız hayat ile düşlerimizdeki hayat sürekli çelişkide olduğu için sokakataki görüntü hep aynı, asık yüzler mutsuz ne yapacağını bilmeyen insancıklar....pinokyocum ben büyükşehirde yaşayan bir bir insancık olarak çöpte rızkını arayan insanlara o kadar alışmışım ki onları görmüyorum bile ya da bu yaptıklarının onların işi olduğunu düşünüyorum yazık...

nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Pinokyo Bir Çarş. Şub. 23, 2011 2:44 pm

Leydisciğim ben kendimi geçtim artık çocuklarımız için endişeleniyorum.Michael'ın sesi kulaklarımda çınlıyor,o ne kadar haklıymış.

Nunucum paylaştığın bilgiler için sağol.Burası gerçekten bir misyon sitesi ve biz artık aynı insanlar değiliz.Yeni paylaşımlarını heyecanla bekliyorum.

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

beLİEve

Pinokyo

Mesaj Sayısı : 3336
Kayıt tarihi : 02/04/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından sinem_mj Bir Çarş. Şub. 23, 2011 2:55 pm

Bilgiler için çok teşekkürler nunu. Nereye gidiyoruz biz böyle Neutral

sinem_mj

Mesaj Sayısı : 538
Kayıt tarihi : 02/04/10
Yaş : 23
Nerden : make beLIEve

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından umut356109 Bir Çarş. Şub. 23, 2011 9:35 pm

Dediğin gibi Pinokyo nerden nerelere geldik.
Artık millet yoksulları evsiz barksız çocukları düşünüp en azından dua edeceği yerde çıkmış dizideki Osman a kafayı takmış.İnanırmısınız bazen öyle insanlar görüyorum ki CIA daha el atmadan adamın ne beyni kalmış ne de kontrol edilmediği.Yazık cidden.

umut356109

Mesaj Sayısı : 882
Kayıt tarihi : 08/04/10
Yaş : 22

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Perş. Şub. 24, 2011 9:11 am

Milgram deneyi 1961-62 li yıllarda Yale Üniversitesi'nden Stanley Milgram'ın savaş suçlulularının 'ben sadece görevimi yerine getirdim' şeklindeki açıklamaları üzerine yaptığı bir deneydir.
'en masum kişilerin bile uygun ortam bulduklarında kişilik değişimine uğrayabildikleri, destekçi bulan kişilerin sadistleşebildiği bir kişinin bile desteğinin ya da engellemesinin diğerini etkilemede rol oynayabildiği' teorisi deneyden çıkan sonuç. pale
burdan izleyebilirsiniz

nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Perş. Şub. 24, 2011 10:17 am

Subliminal mesajlar Very Happy hiç yabancısı olmadığımız yine MJ sayesinde Very Happy bilgi sahibi olduğumuz bir yöntem
Subliminal mesaj herhangi bir görüntü ses ya da konunun içine saklanan ilk anda ya da hiçbir zaman farkedilemeyen mesajlardır. Bizler bu mesajları aleni bir şekilde göremeyebiliriz insan beyni için bu o kadar da önemli değildir çünkü beyin biz ister farkedelim ister farketmeyelim herşeyi düzenli bir şekilde kaydeder. Sürekli aynı mesajlar ve sembollerle karşılaşması da unutmasına engel olur. Beynin unutması sözcüğü ne kadar doğru o da ayrı bir tartışma konusudur beyin bütün verileri daha sonra kullanmak için kaydeder. Öyleyse şöyle diyebiliriz sürekli benzer sembollar ve bilgilerle karşı karşya kalan beynimiz bu bilgileri her daim kullanıyor demektir.

Çocukluğumuzdan itibaren yıkanmaya başlıyoruz 01:14 dakikada disney yazısında 666'nın nasıl saklandığını görebilirsiniz (sadece bir örnek)

burdan konuyla ilgili görüntülere ulaşabilirsiniz


Joseph Morpley 1898-1981 yılları arasında yaşamış yanılmıyorsan İrlanda'lı bir rahip daha sonra Amerika'ya yerleşmiş bilinçaltı gücü ile ilgili çalışmaları olmuş. Hangi inanışa sahip olduğu çok önemli değil şimdilik çünkü araştırmalarının sonucunda verdiği bilgiler çelişkili ya da olumsuz değil bilinçaltının potansiyeli ile ilgili açıklamalarının bir bölümü şöyle

'Unutmayın, bilinçaltınız ne zaman bir fikri kabul etse, hemen bunu uygulamaya başlar. Bunun için bütün önemli kaynaklarını ve potansiyellerini kullanır. Derin zihninizin bütün zihinsel ve spiritüel yasalarını harekete geçirir. Bu yasa iyi fikirler için geçerlidir, ancak kötü fikirler içinde geçerlidir. Sonuç olarak, eğer bilinçaltınızı olumsuz biçimde kullanırsanız, bu soruna, başarısızlığa ve karışıklığa neden olur. Yapıcı biçimde kullanırsanız kılavuzluk, özgürlük ve zihinsel huzur getirecektir.

Düşünceleriniz olumlu, yapıcı ve sevgi dolu olduğunda, doğru cevabı almanız kaçınılmazdır. Bu nedenle başarısızlığın, üstesinden gelmek için yapmanız gereken tek şey, bilinçaltınızın fikrinizi ya da isteğinizi kabul etmesini sağlamaktır. Siz bunun gerçekliğini kabul edin, zihninizin yasası gerisini halledecektir. İsteğinizi inançla, güvenle ve şüphesiz devredin; bilinçaltınız bu görevi devralacak ve size cevap verecektir.'
daha fazla bilgi için kaynak

Hz. Mevlananın da bu konuyla ilgi pek çok yorumu var 'eğer Allah'tan gelmiyorsa ve onunla ilgili değilse düşünce düşünceye perdedir' sözüyle şimdiki söyleyişle negatif düşünceden bahsetmiş aklın yolu bir ne de olsa işte Michael'ın bize sürekli LOVE kelimesini tekrar etmesi de bütün hayatımız boyunca yıkanan beynimizi sevgi ile tedavi edebilmek bu yolla gerçekleri gösterebilmek


şimdi de biraz Tek Nath Rizal'den bahsedicem

bu rizal denen şahsiyet iyi midir kötü müdür bilemem ama kendisine yapılan işkenceler hiçbir insana yapılamayacak kadar ağır işkenceler bizi ilgilendiren kısmı zihin kontrolü için kendisine uygulanan yöntemler ki bu yöntemler bana müzikçilere (artık müzikçi diyorum onlara ne diyeceğimi bilemiyorum çünkü) yapılan zihin kontrol yöntemlerini hatırlattı

Beni Yavaşça Öldüren İşkence (zihin Kontrolü Üzerine tercüme...)

Kitabın yazarı Tek Nath Rizal, Bhutan;da (Hindistan ve Çin arasında,
Himalayalar;da bulunan ve monarşiyle yönetilen küçük bir devlet) Millî Meclis ve
Kraliyet Danışma Konseyi üyesiydi.

Şahid olduğu yolsuzlukları açığa vurması sebebi ile Kraldan ve çevresindeki
insanlardan büyük tepki gördü ve Kral Jigme tarafından 1988 yılında hapse
yollandı. 1993;te ihanet ve devlet sırlarını açıklamaktan mahkûm oldu ve ömür
boyu hapisle cezalandırıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı ve milletlerarası insan
hakları örgütlerinin baskısı ile, onbir senelik bir hapis hayatından sonra 1999
Aralık ayında serbest bırakıldı....(falan filandan sonra)

Rizal, kitabını gelecek nesillerin bu saklanan gerçekten haberdar olması için
yazdığını belirtiyor ve Birleşmiş Milletlerin bu silahları tanımlayan ve
kullanımını yasaklayan bir anlaşma hazırlaması üzerinde çalışıyor.(işte burası biraz komik)

Atom bombasından farklı olarak, zihin kontrol silahları üzerinde hiçbir kamuoyu
baskısı oluşturulamadı. Çünkü, bu silahların yapımı ve geliştirilmesi yarım
yüzyıldan daha uzun bir süredir bir gizlilik içinde yürütülüyor.

CIA in bu silahlarla ilgili çalışmalarının 1950lerde başladığı tahmin ediliyor
ve bu çalışmalar hiçbir şekilde kamuoyu ile paylaşılmıyor. Bu durumda insanların
böyle bir teknolojiden nasıl haberi olabilir ki?
....

Yaşadıklarımı Thimpu, Katmandu ve Delhideki arkadaşlarıma anlattığımda bir kısmı
benim şizofrenik olduğumu söylediler. Yanımdaki entellektüeller ve doktorlar
kendilerine söylediğim şeylerin ihtimalini delil yetersizliğinden ötürü inkâr
ettiler.

Zihin kontrolü, birçok insan konudan haberdar olmadığı için, ilgili ülkelerce
sümenaltı edilmektedir. Benimkine benzer bir şekilde olan işkencenin kayıtları
ve şahsî tecrübeleri de vardır. Bu yazı boyunca, bazı ilmî tekniklerle üzerimde
uygulanan bu işkencenin, garib fizikî ve zihnî davranışlarımın tek sorumlusu
olduğunu iddia ediyorum. Bu nokta, araştırmacılar için, kurbanlara uygulanan bu
metodun tesbitinde, insan hakları mücadelecileri için bu ahlâksız uygulamanın
durdurulmasında ve kanun koyucular için bu tür suçların cezalandırılmasında
başlangıç noktası olarak kabul edilmelidir. [2]

Tek Nath Rizal

TEK NATH RİZAL ÜZERİNDE UYGULANAN ZİHİN KONTROL CİHAZI

Bir savaş çalışmaları profesörü olarak, askerî araştırmalarım süresince savaş
suçlularına zihin kontrol tekniğinin uygulandığına şahid oldum. Bu, insanın
bütün vücudunun ve aklının kontrolünü eline alabilen elektromanyetik bir zihin
kontrol tekniğidir. İnsanın aklında sesler üretilmesine sebeb olan ayarlanmış
elektromanyetik dalgalar kullanır. Bu, şuuraltı hipnotik emir formundadır ve
insan hiç haberi olmadan yıllarca hipnotik olarak yönlendirilebilir

Düşünceler onun hiç haberi olmadan kurbanın aklına yerleştirilir.
Elektromanyetik dalgalar yoluyla işitmede, hedeflenmiş kimse dışında hiç kimse
bu sesleri işitemez. Ses, hedefin kulaklarında monoton olarak yansıma yapar. Tek
bir hücrede yüksek perdeli ses arttırılır. Yavaşça şuuraltını karıştırır ve
sinirleri derinden etkiler. (ilerde sizlere verdiim linklerden videolar izleyeceksiniz aslında bu konuyla ilgili videolar facemde var ama zamanla buraya ayrıca vericem linkleri Michael'ım hayatı boyunca kimlerle uğraşmış...güvende olduğunu bilsem havalarda uçucam ama içim kan ağlıyor)

Zihin kontrolünün hedefi, hedeflenen kişinin hayatını mahvetmektir. İnsan
hedeflerinden uzaklaşır, görevini unutur, aile üyelerine ve akrabalarına garib
davranır ve kendi normal hayatını devam ettiremez. Aklının kontrolü
kaybettirilerek hipnotize edilirken, gerekli bilgiler alınır.

Sonuç olarak, kontrol eden tarafından değişik görüntülerin zihne yerleştirilmesi
ile, akıl halüsinasyon altında çalışır. Zihnini bu kontrol dışına çıkarmaya
çalışınca acı çeker. Nefes alma güçlükleri, korkunç baş ağrıları, yüksek kan
basıncı, burun kanaması ve idrarını yaparken dayanılmaz yanma hissi meydana
gelir. Ölüm, vahşî bir kaplanla yüzyüze gelme, kendi çocuklarının etini yemek
gibi halüsinasyonlar oluşmasına yol açar. Bazen yiyeceklerin zararlı olduklarını
ve dışkı gibi tadı olduğunu düşünür ve bu da mide bulantısı ve kusmaya yol açar.

Bu kitabtan Bhutan Hükümetinin Rizal üzerinde zihin kontrol teknikleri
uyguladığını ve fizikî ve zihnî acılara yol açarak hayatını mahvettiğini
öğrendim. Demokrasi için savaşma hedefinden uzaklaştırmak için Bhutan Hükümeti
bu teknikleri onun üzerinde kullandı ve bütün duygu ve düşüncelerini altüst
etti. Bu gibi kurbanların tecrübelerinden ortaya çıkmıştır ki, bu insanların
zihinleri fena hâlde dağılmış olduğu için özel bir ilgiye ihtiyaç duyarlar, her
zaman çok yalnız, güvensiz, tamamen çaresiz hissederler ve sürekli bir dehşet ve
bilinmezlik korkusu içinde yaşarlar. [3]

Prof. Dr. Indrajit Rai
Güvenlik Uzmanı
Nepal Demokratik Cumhuriyeti Kurucu Meclis Üyesi

...


TEK NATH RİZAL BHUTAN HAPİSHANELERİNDEKİ İŞKENCEYİ ANLATIYOR

Tek Nath Rizal, yâni Bhutan Demokratik Hareketinin sürgündeki lideri, bu
günlerde zorlukla uyuyabiliyor. Kendisi şu anda Katmanduda yaşıyor. 20 senelik
mücadelesi boyunca yaşamış olduğu tuhaf ve insanlık dışı olaylar aklından
çıkmıyor. Zalim Bhutan idarecilerinin şu ânda bile elektronik bir cihaz vasıtası
ile zihnini kontrol ettiğini düşünüyor.

Rizalin şu anki psikolojik ve fizikî durumu sıkıntılı ve dengesiz bir hayat
yaşamakta olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Rizalin eşi Hapishaneden
çıktıktan sonra, gerçek Tek Nathımı bulamadım, önceki nitelikleri hâlâ kayıp.
Birçok öz niteliğini kaybetmiş. Alışkanlıkları ve davranışları değişmiş. diyor.

Rizal, yakın zaman içerisinde ikinci kitabı Beni Yavaşça Öldüren İşkenceyi
yayınladı. Önceki kitabı Nirbasan Nepalda büyük popülerlik kazanmıştı.

Beni Yavaşça Öldüren İşkence, Bhutandaki 10 senelik bir hapishane tecrübesini
anlatmakta. Kitab sadece Rizalin hayatını anlatmıyor, aynı zamanda bir insanın
başka bir insana yapabileceği şiddetli işkenceyi teferruatı ile anlatıyor.
Kendisi ve bir grub Bhutan Hürriyet Savaşçısına işkence etmek için kullanılan
zihin kontrol cihazının kullanımını anlatıyor. Bu cihaz, milletlerarası
toplulukta büyük bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmektedir.

Pramod Kaphley,Bu kitab, Bhutan hapishaneleri adındaki cehennemi anlatıyor ve
zihin kontrolü ile ilgili bu bölgedeki ilk belge. diyor.

Kral ve rejiminin sorumlu olduğu, şu ân hâlâ çekmekte olduğum acı dolu
tecrübelerimi ve adaletsizliği ortaya koydum. Son 19 sene boyunca zihin
kontrolünün bir kurbanı oldum. şeklinde yazıyor Rizal kitabında.

Rizal, zihin kontrol cihazı ile uygulanan şiddetli işkenceden dolayı acı dolu
bir hayat sürüyor ve kendi korkunç hikâyesini de uygun bir şekilde anlatamıyor.
Bu yüzden, hapishane hayatındaki acı dolu tecrübelerini anlatmak için, üç ayını
Hindistanlı bir bilim adamı ile aynı odada geçirdi. Bilim adamı araştırmacı Dr.
Arun Kumar Singh-, olayları hatırlayabilmesi ve onları doğru bir şekilde kayıd
edebilmek için ayrı bir psikolojik ortam oluşturdu.

Kitab, işkencenin ilmî teknikleri hakkında bilgiler veriyor. Bir askerî uzman
olan Prof. Indrajit Rai, Hayat tecrübelerini heyecan verici ve ilgi çekici
buldum. Kitab onun niçin hapse atıldığı, Bhutan yetkililerince zihin kontrol
cihazı ve psikolojik metodlar uygulanarak ona nasıl insanlık dışı işkenceler
yapıldığı ve vahşî bir şekilde acı çektirildiği konusunda bana yeterli bilgiler
verdi diyor. Zihin kontrol cihazı ile ilgili yetkili bir otorite olan Rai, Bu,
insanın bütün vücudunun ve aklının kontrolünü eline alabilen elektromanyetik bir
zihin kontrol tekniğidir. İnsanın aklında sesler üretilmesine sebeb olan
ayarlanmış elektromanyetik dalgalar kullanır. Bu, şuuraltı hipnotik emir
formundadır ve insan hiç haberi olmadan yıllarca hipnotik olarak
yönlendirilebilir. Zihin kontrolünün amacı, hedeflenen kişinin hayatını
mahvetmektir. İnsan hedeflerinden sapar, görevini unutur, ailesine ve
arkadaşlarına garib davranır ve kendi normal hayatını devam ettiremez. Bu,
mahkûmu hipnotize ederken gerekli bilgileri alabilmek için kullanılır. (...)

Demokrasi için savaşmak hedefinden uzaklaştırmak için Bhutan Hükümeti bu
teknikleri onun üzerinde kullandı ve bütün duygu ve düşüncelerini altüst etti.
Bu gibi kurbanların tecrübelerinden ortaya çıkmıştır ki, bu insanların zihinleri
fena hâlde dağılmış olduğu için özel bir ilgiye ihtiyaç duyarlar, her zaman çok
yalnız, güvensiz, tamamen çaresiz hissederler ve sürekli bir dehşet ve
bilinmezlik korkusu içinde yaşarlar. diyor.

Rizal, Zihnime zorla yapılan müdahale sonucu siyasî kariyerim ve aile hayatım
tamamen mahvoldu. Dahası, sürekli devam eden işkence sonucu birçok fizikî
rahatsızlık çekmekteyim ve vücudumdaki birçok organ çalışamaz durumda. diyor.
Rizal ayrıca cihazın birçok yan etkisini de sıralıyor.

Kitab, Bhutan idarecilerinin, insan hakları örgütlerini konu ile ilgili bilgisiz
bırakmakta nasıl başarılı olduklarını da açıklıyor.

Sözlü İşkence Metodları: Eşin .. ile birlikte kaçtı, evin yangında tamamen
yandı, buraya getirilen hiç kimsenin hayatta kalmadığını biliyor musun? (eskiden
Rizalin kulak misafiri olduğu birçok ahlâksız kelimenin sıklıkla kullanılması).

Fizikî İşkence Metodları: Elleri iple bağlama; yemek olarak toplu iğne, tırnak,
cam gibi yenmesi mümkün olmayan yiyeceklerin verilmesi; yiyecek olarak unla
birlikte su ve tuzun verilmesi; sopa, baston, zincir, deri kemer, dipçik ile
sırta, kafaya, kollara, ayaklara vurulması.

İşkence, sadece kamçı, kelepçe, zincir, ip, elektrik şoku vermek gibi kaba
saldırıları değil, aynı zamanda değişik ilmî tekniklerin kullanıldığı, ferdî
düşüncelerin açıklanmaya mecbur edildiği ve psikolojik bir karmaşaya sebeb olan
cihazların uygulanmasını da ihtivâ etmektedir. [4]

Himalayan Times Gazetesi
Prakash Acharya
Kamal Dev Bhattarai









nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Perş. Şub. 24, 2011 2:57 pm

Beni Yavaşça Öldüren İşkence (Zihin Kontrolü Üzerine Tercüme)
RİZAL'İN KİTABINDAN ALINTILAR

Zihin kontrolü sırasında değişik dalga boyları yolu ile bana çok ciddi
işkenceler uygulandı. Üzerimde denenen iki zıt uygulamayı, beynimdeki sesler
yardımı ile tanımlayabilmiştim. Bir tanesi sorular şeklinde geldi ve devamında
arıların vücudumu sokması hissini veren uğultular şeklinde bir işkence
uygulandı. Diğer ses sempati belirten kelimeler şeklinde idi ve beni aşırı
hassas yapmıştı. Bu işlem beni, duygularımı bağıra çağıra ağlayarak ifade etmeye
sevk etti; bazen de histerik bir şekilde gülme krizlerine giriyordum.

Zihin kontrolü altındaki sorgularım sırasında, başka korkunç tecrübeler de
yaşadım. Hüzünlü şarkı sesleri, kuşların guruldamaya benzeyen ve hiç susmayan
ötüşleri, bir derenin çağıldayan sesi, dövüşen köpeklerin sesi vs. Bunların
yanında bana hissettirilen umutsuzluk hissi öylesine acı verdi ki, ölüyorum
sandım. Yardım isteyerek bağrışan çocukların seslerini duydum ve onlara yardım
etme konusunda kendimi çok çaresiz hissettim; bunun karşısında duyduğum acı,
dayanılmaz buudlardaydı. Eğer tek başına bir hücrede hapsedilmemiş olsaydım, bu
yaşadıklarım bu kadar içler acısı bir duruma gelmeyecekti. Bir dönem de kendimi
farklı buudlarda imiş gibi hissettim. Kendi vücudumu ölmüş bir şekilde odanın
bir köşesinde yatıyor hâlde gördüm, artık ruhî bir buudta idim.

Günlerimi bu şekilde halüsinasyon altında, gerçeklikten uzak olarak geçirdim. Bu
hâlim, hükümetin beni ziyaretçilerimin gözünde küçük düşürmesine ve deli gibi
görünmeme yol açtı. [5]

(...)Zihin kontrolü uygulaması çerçevesinde iki çeşit psikolojik işkence
çeşidinin kurbanı oldum. Birincisinde, sabit ve hiç duraksamayan bir ses,
devamlı beynimde uğulduyordu. Kurban, bu ilk durumdan, zihnine uygulandığı ândan
itibaren haberdardır ve bunun amacı kurbana sürekli birilerinin takibi ve
kontrolü altında olduğunu hissettirmektir. İkinci durumda, kurban gözetim
altında iken zihnî tesir altına alınır ve konsantrasyonu azaltılır. Bu durumda,
kurban bile başına ne geldiğinden haberdar değildir. Bence ikinci tip zihin
kontrolü birincisinden daha zararlı, çünkü birincisinde kurban sesleri
işitmektedir ve bu onun için bir alarm olabilir. Buna karşın ikincisinde, kurban
herhangi bir ses duymamaktadır ve kendisine ne yapıldığının farkında değildir.
Bu hâldeyken kurban, düşüncelerinin kendi düşünceleri mi olduğunu, yoksa bir
mekanizma tarafından bu şekilde düşünmesi için sevk mi edildiğini anlayamaz. Ve
normal şartlar altında hiçbir şekilde almayacağı kararlar alır. Zihin kontrolü
yoluyla bilgi alınması, kurban hasta olduğunda ve garib fizikî problemler
yaşamaya başladığında ortaya çıkabilir.


bakın bu günden beri anlatmaya çalıştığım yöntemler müzik dünyasında da kullanılıyor Umbrella umbrella eh ehhh ehhh deyip geçmeyin neler neler var o şemsiyenin altında No kahretsin şarkıyı da seviyordum

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Yelizabeth Bir Ptsi Şub. 28, 2011 7:09 am

İnanamıyorum, bu kadarınada pes doğrusu!
Biz bireyler farkında olmadan resmen birer kukla gibi yönetiliyoruz.Ben kendimden biliyorumki yararlı şeyler öğreneceğime,istemeden o sanatçı diyemeyeceğim kişiliklerin saçma sapan haberlerini öğreniyorum,yaşam olarak nitelendiremeyeceğim özel hayatlarından haberdar oluyorum,o magazin saçmalıkları bunları defalarca gözümüze sokuyorlar.Gerçekten nasıl bir dönemde yaşıyoruz? Yaşadığımız dönemde çevremiz ahlaksız insanlarla dolu,gerçek dostlar nadir oldu,artık komşuluk falanda kalmadı.Bu aralar bunları araştırdıkça anladım (paylaştığınız videonun birçok bölümünü izleyerek bir nevi farkında oldum) Meğerse küçüklüğümüzden beri izlediğimiz çizgifilmlerden tutun günümüzdeki video kliplere bir baktığımızda,bilinçaltımıza neler yerleştirmiş olduklarını görürüz..

Pinokyonun söylediklerinede harfi harfine katılıyorum..

Dünya diye bir şey kalmadı; ne ahlak,ne de değer..Hayatta her şey para,pul,şöhretten ibaret; hayat para,pul olmasaydı yoksuk insanlar olmazdı,Afrika'da açlık ve sefaletle boğuşan çocuklar olmazdı,toplumda sınıflandırma olmazdı ve en önemlisi SEVGİ olurdu..bunun gibi sayamayacağım birçok örnek,elbette ki Michaelımızın bize aşılamaya çalıştığı sevgi her şeyden üstündür..Ama artık çoğumuzda sevgi zerre kadar kalmamış (tabi ki söylediklerimi herkese geçerli tutmuyorum,çünkü benim çoğu tanıdığım,gördüğüm insanlar ve toplumlar böyle..)

Yelizabeth

Mesaj Sayısı : 62
Kayıt tarihi : 19/01/11
Nerden : İstanbul

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 28, 2011 7:59 am

Michael hatırlarsanız bir konuşmasında (telefonda mıydı hatırlayamadım şimdi rabbi shmuley ile yaptığı röpotajda da olabilir) Madonna'ya verip veriştirmişti aslında Madonna hakkında bu kadar açık konuşması beni şaşırtmıştı çünkü MJ ne olursa olsun hiçbir zaman kimsenin arkasından bu şekilde konuşmaz ama Madonna'nın illumintinin en üst seviyesinde olduğunu öğrenince sebebini anlamış oldum madonna'dan tutun da eminem'e kadar ve daha birçok kişi çok uğraştı bu Michaella

burada Evil or Very Mad
bu film yanılmıyorsam modonnanın 'Desperately Seeking Susan'
filminden bir görüntü zaten aynı montla madonnanın da resmi var Evil or Very Mad

bu videonun madonna ile ilgili kısmı 4.13 te başlıyor (sabırla izlemenizi tavsiye ederim başlangıçta bir kaç ifade sizlere çok komik gelebilir)

[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

büyükbabam namazında niyazında derler ya aynen öyle 90 yaşında, bildiğiniz Anadolu insanı camide ve caminin kahvesinde ömrü geçenlerden çok yer gezmiş Avusturya'da çalışmış, askerliği tam 3 yıl sürmüş... falan filan kafanızda büyükbabamla igili birşeyler belirmiştir mutlaka işte benim o büyükbabamın bir sözü var birine gerekli olduğunu düşündüğü zaman arkasından ŞEYTANNN der Very Happy ben buna hem çok güler hem de kızardım biraz da cahilce gelirdi izninizle şimdi ona hak verip gerekli gördüğüm ve buna inandığım için madonnanın arkasından ŞYTAANN Twisted Evil demek istiyorum

nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 28, 2011 11:40 am

Psikolojik Savaş Teknikleri
1. kendini haklı gösterme, demoralizasyon oluşturma ve psikolojik kamuflaj teknikleri
2. toplumsal zihin kontrolü
3. bireysel zihin kontrolü
4. ileri tekniklerle mançurya kobayları oluşturma
5. toplumlarda veya bireylerde ideoloji değiştirme, toplum mühendisliği veya toplumu tamamen kendi yönünde devşirme yöntemleri
6. medyanın ve beyni etkileyen tüm araçların kayıtsız şartsız kullanılması
7. disinformasyon yayma ve bilgi kirlenmesine yol açma
8. çeşitli propaganda faaliyetleri

not: Mançurya Kobayı (Manchurian Canditate) ise kendi iradesi dışında, birtakım beyin yıkama seansları, ilaçlar veya hipnozun etkisiyle başkasının istediği eylemleri yapanlara verilen genel isimdir. Mançurya Kobayı teriminden hedeflenen robotlaştırılmış ve her istenileni yapabilen bireyler elde edebilmektir. Temel konusu LSD, halüsinojenler ve kimyasal ajanlarla beyin kontrolü olan MK-ULTRA projesini başlatan Ailen Dulles'ın 1953 yılında yaptığı konuşma bu bağlamda oldukça ilgi çekicidir. Ailen Dulles yaptığı konuşmada, hedeflerinin ne olduğunu şu cümlelerle açıklamıştır:
"Hedef, insan zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır. Hedef, beyin yıkamak, ideoloji değiştirmek ve gerektiğinde birçok Mançurya Kobayı yaratabilmektir."

Beyin yıkama ve ideoloji kontrolünde genellikle şu teknikler kullanılmaktadır:
1) Telkin ve telkine yatkınlık. Gerek hipnoz, gerekse tekrarlayan ritüeller uygulanır. Hemen hemen tüm tarikatlar ve kültler bu teknikleri kullanır.
2) Mevcut tüm psikolojik akardengeyi yıkma. Var olan inanç ve bilinç yapısı sarsılır ve kişi kendi oluşturduğu psikolojik savunma mekanizmalarından mahrum kalarak, yeni bir travmaya ve telkine açık hale gelir.
3) Egoyu zayıflatma.
4) Cinsellik. Pek çok tarikat ve kült cinselliği, libidoyu had safhada kullanarak insandaki haz-ödüllendirme mekanizmalarını harekete geçirir. Bu sırada bazı ilaçların (Ekstazi, MDA vb.) etkilerinden de yararlanılır.
5) Gizemcilik ve üstün güçlere ulaşma. Gizemcilik, parapsikoloji ve mistisizm hemen hemen her tarikatın ve kültün temel parametre olarak kullandığı unsurdur. Bu yeteneklere ulaşma konusunda bazen ilaçlar veya başka psikolojik teknikler de kullanılır (vecd, meditasyon vb.).
6) Eşikaltı algının ve kollektif bilinç dışının, arketipal öğelerin çok sistemli kullanılması. Burada ses, müzik, görüntü, duyma veya görme eşiğinin dışındaki stimülan etkiler, fikirler, film görüntüleri, klişeleşmiş yapılar ve moda gibi unsurlar kullanılmaktadır.
7) Kimyasal maddelerle beynin normal akardengesinin (hemostasis) yıkılması ve yepyeni bir yapı kurulması

seç beğen al yöntem çok cyclops illuminati uşakları cyclops

Nöro - Elektromanyetik silahların etkileri.

Nöro-elektromanyetik silahların insan üzerinde kullanılmasıyla ortaya çıkan etkiler, silahların geliştirilmesinden habersizce denek olarak kullanılanların psikolojik yardıma ihtiyaç duymalarıyla ortaya çıktı.

Bu etkilerin bazıları şöyle;
· Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları
· Duyulan sesin yönü, şiddeti ve içeriğinin değişmesi
· Göz kapaklarını denetleyerek konuşmanın bozulması
· Şiddetli kalp çarpıntısı
· Zahmetli işler sırasında omuzların ve kolların zorlanarak kazalara neden olması
· Bir şey yaparken, dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olması
· Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı serleşme
· Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarma
· Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar
· El hareketlerinin kontrol edilememesi
· Düşüncelerin okunması ve dışarıdan düşünce iletilmesi
· Rüyaların denetlenmesi
· Hareket eden hayali görüntülerin görünmesi
· Göz kapaklarının sürekli açık tutulması
· Sürekli kulak çınlaması,Çene ve dişlerin bir neden yokken titremesi.


Yüzlerce mağdur.
Sadece ABD ve diğer ülkelerde değil, Türkiye`de de beyin kontrol operasyonlarında kullanıldıkları iddiası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne başvuranların sayısı yüzü geçiyor. Hatta ABD mahkemelerine başvuran Akwei, iddiasını kanıtlayarak 750.000 dolar tazminat almaya hak kazandı. John St. Clair Akwei, 1996 yılında Amerikan Ulusal Güvenlik (NSA) tarafından uygulanan `sinyal istihbaratı` ile sürekli takip edildiğini ve psikolojik işkence gördüğünü, yüzlerce sayfalık raporla kanıtladı. Bunun yanında ABD güvenlik birimlerinde çalışan bazı askerlerinde, bilgileri olmadan denek olarak kullanıldıkları yıllar sonra anlaşıldı.


nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 28, 2011 12:23 pm

leydis demiş ki:Ben uzaydaki uydular sayesinde gönderilen çeşitli dalgalar veya tv lerden gönderilen dalgalarla insanları etkilemeye çalıştıklarını düşünüyorum,bunlar benim düşüncem ama bazen çok da haksız değilim herhalde,bazı ülkelerde gördüğümüz şeyleri başka türlü açıklayamıyorum çünkü,bir ülkede her şey yavaş yavaş elden gidiyorsa,adına özgürlük deyip her taraftan prangalar vurulmaya çalışılıyorsa,suçlular dışarıda,suçsuzlar içeride ise ve neredeyse büyük bir çoğunluğun hiç sesi çıkmıyorsa, ben bunu başka nasıl açıklayabilirim bilemiyorum,İYİ Kİ BÖYLE BİR ÜLKEDE YAŞAMIYORUM. Rolling Eyes

haklısın ve bu haklılığın uyuyan güzel projesi ile kanıtlanıyor Mad

Projenin kod adı :Uyuyan Güzel

Projenin amacı: İnsan Beyninin uzaktan kumandası, yönetilmesi, yönlendirilmesi...
Projeye başlama gerekçesi : Toplu bir ayaklanma ve karşı gösteri halinde insanları kontrol altına almak, sakinleştirmek, teslim olmalarını sağlamak...

Projenin şu anki uygulama amacı : Dünya ülkelerini teslim almak
Projenin uygulandığı ülkelerin durumu: Ülke, halkları ile birlikte kontrol altında...

Aslında yukarıda anlattığımız olay bir senaryo. Ancak, son günlerde konuşulanlara ve yetkililerin yaptığı açıklamalara bakılırsa, bu senaryonun yakın bir zamanda gerçekleşme ihtimali var. Gelişmiş ülkelerde denenen, özellikle ABD ve Rusya'nın başı çektiği insan beyinlerinin kontrolüne yönelik deneylerle ilgili, ortaya atılan iddialar tüyler ürperten cinsten. Üstelik Türk yetkililerde bu deneylerin varlığından haberdar. Proje üzerinde çalışan yetkililerin, beyin kontrolü projesi ile ilgili çarpıcı bir gerekçeleri var ; "Biz bu araştırmayı, insanlığın hayrı için yapıyoruz. Bu teknikle toplu bir ayaklanma, ya da gösteri halinde kimsenin canı yanmada olay yatıştırılacak. Bunun yanında terör örgütlerinin eylemlerinin engellenmesi içinde bu proje önemli" (tüm insanlık için hayrına uğraşıyoruz bu işlerle)

Nasıl yapılıyor?
Belirlenen merkezlerden gönderilen elektromanyetik dalgaların beyne yöneltilmesi sayesinde, deneğin beyin fonksiyonları kontrol edilebiliyor. Sistem, "elektrik akımı bulunan her şey, çevresine elektromanyetik dalga yayar" prensibine dayanıyor. "Sinyal istihbaratı"nın geçerli olabilmesi için, ilk olarak insan beyninin yaydığı elektromanyetik dalgaların tespit edilmesi gerekiyor. Kişiden kişiye insanların yaydığı elektromanyetik dalga boyu değişiyor. 3-50 hertz arasında değişen bu dalgalara, "beynin parmak izi" de deniyor. Bu dalgaların tespitinden sonra sonuçlar bilgisayara kaydediliyor. Yaydığı elektromanyetik dalgaları tespit edilen kişi, 24 saat boyunca yerleşik bir alandan uydular aracılığıyla takip edilebiliyor.

Bunun yanında kişinin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet, sıkıntı, kıskançlık, korku, uyku, terör gibi durumlarda yaydığı frekansları da tespit edilebiliyor. Çünkü beyindeki elektromanyetik dalga her duygu durumunda farklılık gösteriyor. Bunların tespitinden sonra ise aynı dalgalar kişinin beynine gönderilerek, aynı duygular dışarıdan yaratılıyor. Bir bakıma kişinin duygu ve düşüncelerine dışarıdan müdahale ile kişi kontrol altına alınıyor, yaratılmak istenen duygu durumu kişide oluşturuluyor. Bu arada aynı teknoloji ile kişinin sözleri ve gördüklerinin dahi tespit edildiği iddia ediliyor. Yine aynı tekniğin kullanıldığı sistemde, deneğin her harfte yaydığı dalgalar tespit ediliyor. Bu harflere göre görüntü ve kelime tespitinin yapılıyor.

Yetkililer ne diyor?
Bu arada haber ile ilgili görüşlerini aldığımız, bazı TSK ve emniyet yetkilileri ise bu alanda yapılan çalışmaları doğruluyorlar. Onlara göre de "Zihin kontrol" alanındaki çalışmalar, bazı ülkelerin gizli servisleri tarafından yapılıyor. İsminin açıklanmasını istemeyen askeri bir yetkili, ABD`de parapsikoloji araştırmalarının yoğun şekilde devam ettiğini ve istihbarat çalışmalarında bu yöntemlerin kullanılması için çaba sarf edildiği gerçeğine dikkat çekiyor. İstihbarat çalışmaları açısından insan beyinlerinin kontrolü için yapılan araştırmalarla ilgili bilgi sahibi olduklarına da dikkat çeken askeri yetkili, Türkiye`nin de bu alanda çalışma yapması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu arada Türkiye istihbaratında önemli isimler arasında yer alan bazı yetkililerde olayı doğruluyor. Onlara göre de ABD gizli servisleri tarafından insan beyinlerinin kontrolüne yönelik deneyler yapılıyor. Gerek bilim çevreleri, gerek üst düzey yetkililer aynı zamanda Türkiye`de de bu alanda çalışmaların başlaması konusunda görüş birliğine varıyorlar.




nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 28, 2011 12:37 pm

çok fazla mesaj gönderdim farkındayım ama araştırma derinleştikçe buraya aktarmadan edemiyorum bu günlük bu kadar bu son (zaten midem bulandı stresten)

1991 yılında İsveç'te lokanta işletmeciliği yapan Ertuğrul Taşdemir, İsveç gizli servisi tarafından gözaltına alınıyor. Gözaltı süresince, elektromanyetik ışınlarla beyin kontrolüne maruz kaldığını söyleyen Taşdemir, bu konuda hakkını savunmak için çeşitli ülkelere başvurduğunu, yaptığı tüm başvuruların değerlendirilip olayın doğrulandığını ama çok fazla bir şey yapılmadığını söylüyor.

Neden gözaltına alındınız?
Aslında onu tam olarak bende bilmiyorum ama İsveç`te lokanta işlettiğim sıralarda, İsveç Gizli Servisi elemanları, "PKK'nın üst düzey yetkilileri ile servis arasında ajanlık yapmamı" istediler. Kabul etmedim. Benim İsveç'te çevrem çok genişti. Dev-Sol üyesi arkadaşlarım vardı. Sadece Dev-Sol değil her kesimden insanla yakın ilişki içindeydim. Gözaltına alındığım sırada, "Senin suçun bu" diye bir suç belirtmediler. Ama daha sonra, yapmadığım halde insanları tehdit ettiğimi, adam öldürdüğümü filan söylediler. Gözaltı süresinin sonunda serbest bırakıldım.

Gözaltında neler yaşadınız?
"Gözaltına alındığım ilk gün bir hücreye kapatıldım. Hücreye girdikten 10 k. Sonra nerden geldiği belli olmayan sesler duymaya başladım. Duyduğum seslerde Türklere küfür ediyor, beni öldüreceklerini söylüyorlardı. İlk önce hücre içinde bir ses sistemi olduğunu ve yayınların oradan yapıldığını düşündüm. Bu sırada, vücudumda kızarıklıklar ve morluklar oluşmaya başladı. Aradan belli bir süre geçince tuvalete gitmek istedim. Hücreden çıkardılar. Orada dikkatimi başka bir şey çekti. Hücre dışına çıkıp uzaklaşmama rağmen sesler aynı düzeyde devam ediyordu. Ne olduğunu o an anladım. Sinir bozucu sesler duymaya devam ediyordum. Bu arada tekrar hücreme geldim.

Aradan birkaç gün geçti. Dua edip, "Hasbinallah ve ni`mel vekil... diyordum. O anda bir ses duydum. Yayında bana, "Senin şifreni çözdük "diyorlar ve düşüncelerimi bana başka bir sesle söylüyorlardı. İlk kez o an korktum. Çünkü ben ağzımı bile kıpırdatmıyordum ve benim aklımı okuduklarını anladım. Ne düşünsem cevap veriyorlardı. Yayınlar elektromanyetik dalgalarla direkt beynime yapılıyordu. Önceleri sakindim ama daha sonra panikledim ve delirmiş numarası yaptım. Hücredeki çarşafı yakıp, beni hastaneye götürmelerini istedim. Gelip beni aldılar. Beyaz önlüklü insanların olduğu bir odaya gittik. Aslında orası hastane değildi. Bana beyaz renkli bir sıvı içirdiler ve tekrar odama geldim. Sonra uyumuşum. Kendime geldiğimde dudaklarım ve dilim şişmişti. Hiçbir şeyi hatırlayamıyordum, konuşamaz haldeydim. Halüsinasyonlar görüyordum.

O an bunların teknolojide oldukça ileri olduklarını ve beyin kontrolü yaptıklarını anladım. Üstelik sadece kontrol etmiyorlar, düşüncelerimi de okuyabiliyorlardı. Çünkü bugüne kadar aklıma hiç gelmeyenleri düşünüyordum. Daha sonra mahkemem yapıldı ve serbest bırakıldım. Oradan ayrıldım ama sesler kesilmedi. Aynı küfür ve sesleri duyuyordum. Aradan yıllar geçti ve hala sesleri duymaya devam ediyorum. Bunun yanında lazer saldırıları oluyor. Bu saldırılar her zaman etkili değil ama elektromanyetik dalgaların yüksek olduğu bir alana girdiğim zaman etkili oluyorlar. O anda dengemi kaybediyorum ve ölüyorum sanıyorum. Bütün vücudumda morluklar oluşuyor. Hücrede vücudumda oluşan morlukların nedeni de bu saldırılarmış. Birçok uzmana gittim ve onlarda beni kontrol ettiler. Anlattıklarımı doğrulayıp, vücudumda ağır hasar olduğunu tespit ettiler.

Çekilen beyin filmimde, beynimde ağır hasar olduğu tespit edildi. Doktorlar o yıllarda nasıl hayatta kaldığıma şaşırdıklarını söylediler. Gözaltı süresinin ardından mahkemeye çıkarıldım. Mahkemede, vermediğim halde ifademi benim sesimden kasede kaydetmişler. Bana dinlettiler. Ama benim söylemediğim şeylerdi. İfademi dinlerken, "Dermed" diye bir kelime dikkatimi çekti. Çünkü bu kelimenin anlamını hiç bilmiyordum. Bunu hakime söyledim;"Bu ses benim ama ben konuşmadım. Bu kelimenin anlamını bile bilmiyorum hayatımda hiç kullanmadım. Bunun üzerine birkaç sorgudan sonra serbest bırakıldım"
-Daha önce beyin kontrol operasyonları ile ilgili bilginiz var mıydı?

- Hayır, yoktu ama olanlara dayanabilmek için o anda durumu çözmek gerekiyor. Yoksa çıldırdığınızı düşünürsünüz. Ben kendimi ve psikolojimi iyi biliyorum. Durumu fark etmemde psikolojimi iyi bilmem etkili oldu. Hücrede, elektromanyetik dalgalarla gördüğüm işkence sırasında, ters bir şeylerin olduğunu anladım. Sanki hissediyormuşum gibi aklıma bir şeyler geliyordu, sonra onlar gerçekleşiyordu. Yani bir bakıma olacakları bana o seslerle önceden söylüyorlardı. Sonrasında ise olay gerçekleşiyordu. Amaç benim akli dengemi bozmaktı. O seslerde "biraz sonra seni dışarı çıkarıp, öldürmeye götürecekler" diyorlardı, sonra gerçekten birileri gelip beni, öldürmek için dışarı çıkaracaklarını söylüyorlardı. Hatta bir keresinde, `öldün` diye tabuta bile koydular.
Özkaya; "Tarikatlarda da beyin yıkanıyor"

"CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları" kitabının yazarı Ömer Özkaya ise daha çarpıcı gerçeklere dikkat çekiyor. Özkaya; devletin devlet olma özelliği sağcı, solcu, dinci ve bunun gibi farklı kesimleri içinde bulundurmasından geçtiğini söylüyor. Kısacası; devletler çeşitli grupları içinde barındırıyor çünkü insanların özgür düşünme hakları var ve buna göre yaşıyorlar. Devletin devlet olmasında saklı olan diğer özellik ise, bu grupları kontrol altında bulundurmasında yatıyor. Bunun yanında bazı devletlerin diğer ülkelerde de etkin olmaya çalıştığını, bu nedenle o ülkelerde insanların toplu olarak bulundukları grupları kontrol altına almak için çabaladıklarına dikkat çekiyor. Özkaya, Türkiye`deki birçok tarikatın arkasında da gizli servislerin olduğunu iddia ediyor. Onlara göre bu tarikatlarda bulunan insanlar toplu olarak kontrol ediliyor. Kontrol, adı geçen yeni teknoloji ile olmasa da, insan psikolojisine uygun olarak yapılan farklı tekniklerle sağlanıyor.

Özkaya, "Bu tarikatların bazılarında `Cihat` ilan ediliyor ve tarikat üyelerinden bombalı eylemlerde bulunması isteniyor. Din için çalışan bir insanın hiçbir zaman adam öldürmemesi gerekir ama bu insanlar yüzlerce masumu öldürebiliyor." diyor. Özkaya, bu konuda insanların tarikatlardan uzak durmaları gerektiğini savunuyor. Bunun yanında, dünyanın adı konmamış bir savaşın içinde yer aldığını da iddia eden Özkaya, insanların kontrol edilmelerine yönelik olarak yapılan çalışmaların, toplumların geleceği açısından büyük tehlike arz ettiğine dikkat çekiyor. Hatta bazı gizli servislerde parapsikoloji tekniklerinin kullanımına yönelik araştırmaların yapıldığını da söyleyen yazar Ömer Özkaya, Türkiye`nin geç kalmadan bu alanda tedbirini alması gerektiğini savunuyor.
Bilim adamları da kabul ediyor.


nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi Şub. 28, 2011 12:44 pm

bir çok açıdan zaten zihin kontrolüne maruz kalıyoruz,şimdi de buna mı başlayacaklarmış,uygun denekler olabilmemiz için mi psikolojik harekat daire başkanlığını kaldırdılar,gerçi bu başka bir durum belki ama bana hemen bu olayı çağrıştırdı.teşekkürler nunu,çok ürpertici şeyler bunlar.devamını bekliyorum.bu arada aynı yöntemler gerekirse amerikan başkanlarına bile uygulanabiliyor,Bilderberg kitabında okumuştum,watergate skandalı aslında olmayan bir skandalmış ve başkanın kendisi bile zihin kontrolü ile yolsuzluk yaptığına inandırılmış,kitap şu an yanımda değil,çok ilginç bir hikaye yarın anlatırım.

Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından nunu Bir Ptsi Şub. 28, 2011 1:52 pm

watergate skandalı da mı? bununla ilgili hikayeyi merak ettim şöyle diyesim geldi yalan dünya her şey bomboş... iyi de bu kadar mı yalan bu dünya

nunu

Mesaj Sayısı : 531
Kayıt tarihi : 16/08/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Monarch Projesi-Zihin Kontrolü

Mesaj tarafından Sponsored content Bugün 6:26 pm


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 3 sayfası 1, 2, 3  Sonraki

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz